BAKARA 253 AYETİNİ ANLAMAK

BAKARA 253 AYETİNİ ANLAMAK

15.03.2026 17:16:00 0
BAKARA 253 AYETİNİ ANLAMAK
Tarih: 15.03.2026 17:17 Güncelleme: 15.03.2026 17:41

"Faddalna" Kelimesinin Kur'an'daki Gerçek Anlamı

Günümüzde bazı kimseler, Bakara Suresi 253. ayetini delil göstererek Muhammed peygamberin en üstün peygamber olduğunu iddia etmektedirler. Ayette geçen "faddalna" kelimesi, çeviri yapanlar tarafından maalesef "üstün kıldık" şeklinde çevrildiği için büyük bir çelişki doğmakta ve dolayısıyla kaos bitmemektedir.

Bu kelimenin gerçek anlamını kavramak için Rabbimiz, Ra'd Suresi 4. ayetinde kâinat kitabından bizlere şu örneği verir: "Ve yeryüzünde birbirine komşu kıtalar; bir tek su ile sulanan üzüm bağları, ekinler, hurmalıklar, çatallı ve çatalsız bahçeler vardır. Biz onların bazısını yiyenlere farklı (faddalna) yaptık. Şüphesiz ki bunda, aklını kullanan kavimler için kesin deliller vardır". Rabbimiz, tüm ağaçları, meyveleri ve ekinleri tek bir su ile suladığı hâlde, onların bazısını yiyenlere "farklı" (faddalna) kıldığını buyurmaktadır. Düşünmek gerekir ki; meyveler yiyenlere "üstün" mü olur, yoksa tatları mı "farklı" olur?

Tüm Resullerin Tek Bir Vahiyden Beslenmesi

Tıpkı aynı suyla sulanan meyveler gibi, nebi ve resuller de tek bir vahiyden beslenirler; fakat kavimleri içindeki mücadeleleri hep farklı olmuştur. Rabbimiz, Nisa Suresi 163. ayetinde hepsine aynı mesajı vahyettiğini şöyle bildirir: "Şüphesiz ki biz Nuh'a ve onun ardından gelen nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik ve Davud'a Zebur'u verdik".

Fussilet Suresi 43. ayetinde de "Sana söylenen, kesinlikle senden önceki resullere söylenen şeylerden başkası değildir" buyrularak vahyin özünün değişmediği vurgulanır. Ayrıca Şura Suresi 13. ayetinde, Nuh’a, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet edilen dinin aynısının Muhammed nebiye de şeriat/kanun olarak vahyedildiği, ancak onlara çağrıldıkları bu dinin, müşriklere (ortak koşanlara) ağır geldiği ifade edilmiştir.

Nebilerin Birbirlerine Üstünlüğü Değil, "Farklılıkları" Vardır

En'am Suresi 83. ayetten başlayarak 18 nebinin ismini açıkça zikreden ve diğer nebileri de sayan Rabbimiz, En’am Suresi 86. ayetinde "Ve İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut; hepsini biz âlemlerin üzerine farklı yaptık" buyurur.

Anlaşmazlığa konu edilen Bakara Suresi 253. ayetinde ise Rabbimiz resulleri nasıl farklı yaptığını bizzat ayetin içinde şöyle anlatır: "İşte bunlar resullerdir. Biz onların bazısını bazısına farklı yaptık. Allah, onlardan kimisiyle konuştu ve onların bazısını derecelerle yükseltti. Biz Meryem oğlu İsa'ya her şeyi ortaya çıkaran deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile destekledik...". Bu ayetten de anlaşılacağı üzere Rabbimiz resullerine farklı özellikler vermiştir. Kimisiyle konuşmuş, kimisini derecelerle yükseltmiş, Meryem oğlu İsa’yı ise Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiştir.

Örneğin, İsra Suresi 55. ayetinde nebilerin bazısının bazısına farklı yapıldığı hatırlatılarak Davud’a Zebur’un verildiği belirtilir. Nisa Suresi 164. ayetinde Allah'ın Musa ile bir konuşmayla konuştuğu bildirilir. Neml Suresi 16. ayetinde ise Süleyman ve Davud nebiye farklı bir lütuf olarak kuşdili (kuşların konuşması) öğretildiği ifade edilir.

Resuller Arasında Ayrım Yapılmaması Emri

Resullerin asıl görevi; insanların Allah’a karşı bir bahaneleri (delilleri) olmasın diye müjdeleyici ve uyarıcı olmaktır, nitekim bu durum Nisa Suresi 165. ayetinde açıkça bildirilmiştir.

Rabbimiz; Bakara Suresi 136. ve 285. ayetleri ile Ali İmran Suresi 84. ayetinde tüm nebi ve resuller arasında kesinlikle hiçbir ayrım yapmamamızı emretmiştir. Bu ayetlere göre müminler (güvenenler), nebi ve resullerden birini diğerine üstün tutamazlar. Tüm nebi ve resuller, Rabbimizin bizim için seçmiş olduğu elçilerdir. Bakara 253. ayette geçen farklı özelliklere bakıp, örneğin "Musa ile konuştu, o hâlde en üstün Musa resul'dür" diyemeyiz.

Bize düşen görev, resuller arasında hiçbir ayrım yapmamaktır. Nitekim Allah, Nisa Suresi 152. ayetinde şöyle buyurur: " Ve Allah'a ve resullerine iman edenler (güvenenler) ve onlardan hiçbirinin arasını ayırmayan kimseler! İşte şunlar; yakında onların mükâfatlarını onlara verecektir ve Allah, çok bağışlayıcı çok merhametli olandır".