KURANDA KUL HAKKI KONUSU…!                         

KURANDA KUL HAKKI KONUSU…!

VAN 16.03.2026 19:39:00 0
KURANDA KUL HAKKI KONUSU…!                         
Tarih: 16.03.2026 19:44 Güncelleme: 16.03.2026 19:48

  Önce sosyal hayatımızda kul hakkı ile ilgili geleneksel söylemleri hatırlatalım..

Kul hakkı denilince akla ilk gelen cenazeler oluyor. özellikle cenazeler de ön plana çıkan bir söylem var. İmam; vefat eden kadın veya erkek kimse için insanlara üç kere hakkınızı helal edin diye sorup insanlar helal olsun deyince kişiye karşı kul hakkı varsa düştüğü zannedilen bir olaya çevirmişler.

Dolasıyla yaşadığımız toplumda “kul hakkı” kavramı herkes tarafından kabul edilen ve tüm inanç farklılıklarına rağmen hassasiyetle üzerinde durulan bir GÜÇ ve bir MAHALLE BASKISI olmuş.

* Hakkımı Helal etmiyorum.

* Kıyamet günü Hakkımı senden alırım. 

* Ben Hakkımı Helal etmezsem cennete zor girersin. 

* Hakkımı yediniz sizde benim günahlarımı alacaksınız. 

* Hakkımı vermedin öbür tarafta görüşürüz, bende sana günahlarımı yükleyeceğim.

İnsanların böyle söylemlerini duyuyoruz, belki aynı söylemleri bizlerde söyledik veya söylüyoruz. Dolayısıyla insanların insanlar üzerinde kurduğu bir hegemonya olduğunu düşünüyorum.

Âlim dediğimiz insanlar da Muhammed resulün hadisi diyerek, Buhari ve benzerlerinin yazdıkları “Bana Kul Hakkı ile gelmeyin, Kul Hakkı hariç diğer günahlarınızı bağışlarım” sözünü kurana sormadan hiçbir kuran dayanağı olmayan güya bu sözü Rabbimiz söylemiş gibi bu sözü delil alarak meseleye böyle bakmışlar. Kulaktan kulağa söylenerek günümüze kadar gelmiş.

Elbette ki bu konu es geçilecek bir konu değildir. Rabbimiz bu konuyu kitabında Z L M yani zulüm kelimesiyle anlatır. Kasıtlı yapılan haksızlıkları yaşarken kendimizi düzeltmez ve haksızlık yapılan kişiye hakkını iade etmez isek karşılığı olan bir suçtur.

Allah’a şirk koşmak büyük bir “ZULÜMDÜR” LOKMAN suresi 13 çünkü Allah’a ait olan ULUHİYET, RUBUBİYET, ESMALARI ve FİİLERİNİ bir başkasına vermek veya kendinde görmek Allah’ın hakkını gasp etmektir. 

Nahl 116 -Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler.

Konuyla ilgili bazı kavramları ve ayetlerde nasıl geçtiğini hatırlatayım!

  1. Maddemiz. Kul hakkında hakkın tesisi..HAK: Rabbimiz İSRA suresi 26 ve RUM suresi 38 ayetlerinde “Yakınlık sahiplerine, yoksulluktan dolayı çaresiz olanlara ve yolda kalan ihtiyaç sahiplerine onlara HAKKINI verin!” Saçıp savurmayın! Allah’ın yönünü isteyen kimseler için daha hayırlı olduğunu ve başarıya erenlerin bunlar olduğunu buyurur. Ayrıca ZARİYAT suresi 19 ayetinde “Onların mallarında muhtaç ve yoksul olanlar için bir HAK vardır.” buyurur.
  2. Kul hakkında ADALET: Rabbimiz BAKARA suresi 282 ayetinde “Allah, bir süreye kadar borçlandığımız zaman yazmamızı, adaletli kâtibin Allah’ın öğrettiği gibi yazmasını, geleceğini hesap etmeyen veya zayıf veya kaydettirmeye gücü yetmeyen olursa onun adaletli velisi/yakınının kaydettirmesini, şahitler bulundurmamızı, küçük büyük üşenmeden yazmamızı, peşin alışverişlerimizde tedirgin olmamamızı vs Bunları yapmamızın Allah’ın yanında daha dengeli olduğunu şahitlik bakımından daha doğru olduğunu emreder. NİSA suresi 58 ayetinde “İnsanlara hakemlik yapmamızı, adaletle hükmetmemizi, emanetleri onun ehline götürmemizi emreder.” Bunları yapmamız Kulların haklarına riayettir yani haktır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

3-kul hakkı kavramında 3. başlığımızda KIST: dengeli.olmak. Enbiya 47 dengeli mizanlar kuracağını ve Allah dengeli olanları sever buyurur.

 Rabbimiz NİSA suresi 127 ayetinde “Yetimlerle dengeyi yerine getirmek için yetimleri olan kadınlarla nikâhlanmak istiyorsak onlara kitapta yazılan şeyleri vermemizi-ve yetimleri zayıflatmamamızı emreder. NİSA suresi 135 ayetinde “ Zengin veya fakir olsa da kendimize ana babamıza ve yakınlarımızın üzerine Allah için dengeli şahitler olmamızı emreder. MAİDE suresi 8 ayetinde “Bir kavme kinimiz de olsa dengeli şahitler olmamızı ve hevamızın adaletsizliğe sevk etmememizi emreder. MAİDE suresi 42 ayetinde hep yalana kulak verir durmadan“Şaibeli yollarla haram yiyenler bizlere geldiği zaman dengeli hükmetmemizi veya yüz çevirmemizi emreder. HUD suresi 85 ayetinde “Ölçüyü, tartıyı dengeli tutmamızı ve insanların eşyalarını eksiksiz değerlendirmemizi ve yeryüzünün içinde ortalığı birbirine katarak bozgunculuk yapmamamızı emreder. EN’AM suresi 152 ayetinde “O kuvvetine ulaşıncaya kadar yetime güzel davranmamızı yetimin malına en iyi tutumla yanaşmamızı ve ölçüyü ve mizanı dengeli tastamam yerine getirmemizi, eğer yakınlık sahibi de olsa, adaletli söylememizi ve Allah’a ahdimizi tutmamızı emreder.

4-başlığımız kul hakkı nda ZULÜM: lokman 13 de şirk enbüyük zulümdür geçer. Aslında büyükte haksızlık demektir günümüzde yapılan da budur. Rabbimiz BAKARA suresi 279 ayetinde “Riba yapmamamızı eğer yaparsak, Allah’a ve resulüne harp açmış olduğumuzu, şayet tövbe edersek başmalımızın yani önceki mallarımızın. bizlerin olduğunu dolasıyla ne zulüm/haksızlık etmiş oluruz ne de zulüm/haksızlığa uğramış oluruz. NİSA suresi 10 ayetinde “Zulmederek/haksızlıkla, yetimlerin mallarını yiyen kimseler karınlarının içine ateş yemektedirler ve ileride tutuşturulmuş bir aleve yaslanacaklarını buyurur.-NİSA suresi 30 ayetinde “Kim düşmanlıkla ve zulmederek yaparsa, yakında kendisini bir ateşe yaslarız buyurur. BAKARA suresi 231 ayetinde “Siz kadınları boşadığınız zaman, onlar sürelerine ulaştığında, onları ya bildiklerinizle iyilikle tutun veya onları iyilikle bildiklerinizle salıverin ve haddinizi aşarak zararları için onları tutmayın ve kim yaparsa; o kendine zulmetmiştir buyurur. 

Ayrıca birçok ayette insanların haklarına saygı gösterilmesi istenmiş, bu haklara saldırı mahiyetindeki tutum ve davranışlar yasaklanmıştır.

5-BATIL: Rabbimiz BAKARA suresi 188 ayetinde

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

ALİ İMRAN suresi 161 ayetinde “Nebiler için, emanete hıyanetlik etmesi ise olmuş değildir ve kim emanete hıyanetlik ederse; ayağa kalktıkları gün, emanete hıyanetlik ettiği şeylerle gelir. Sonra her bir nefse kazandığı şeyler tastamam verilir ve onlara zulmedilmez/haksızlık yapılmaz. 

NİSA suresi 29-30- 29-Ey İman Edenler! güvenen kimseler. Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde batıl yoluyla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.30- Kim, düşmanlıkla ve haksızlıkla bunu yaparsa, onu yakında ateşe atacağız. Bu, Allah için pek kolaydır.

Ve NİSA suresi 161 ayetinde “Kesinlikle ondan menedildikleri halde, onlar riba/verdiklerinin fazlasını alıyorlar ve insanların mallarını batılla/gerçeğe uymayan, doğruluğu ve haklılığı bulunmayan, inanç veya konularla yiyorlar ve biz, onlardan gerçekleri örtenlere, acıklı bir azabı hazırladık. 

TEVBE suresi 34 ayetinde “Ey iman eden/güvenen kimseler! Şüphesiz ki, ahbarlardan ve rahiplerden çoğu, insanların mallarını, batıl/gerçeğe uymayan haksız yol ile yerler. Ve Allah’ın uğrundan vazgeçirirler. Ve onlar ki, altını gümüşü yığarlar. Ve onu, Allah’ın uğrunda infak etmezler. Artık onları, acıklı bir azapla müjdele! 

Kuranı Kerimde kul hakkıyla ilgili bu ayetleri dikkate aldığımız zaman, maddi ve manevi haksızlık yapma, zarar vermek, dini, ahlaki, kendisine ait olmayan bir şeyi şaibeli veya haksız yoldan elde etmeye kalkışması, hırsızlık, ölçü ve tartıda hile yapma, emanete hıyanetlik yapma, kumar, tefecilik, zimmet, rüşvet, yiyicilik vb. Batıl yollarla birbirlerinin mallarını yemeleri kamunun ve kişinin hakkını gasp etmektir.

Alay etme, arkadan çekiştirme, kötü lakap takma, gibi davranışlar başkalarının manevi şahsiyetlerine zarar vermektir. HUCURAT suresi 11 ayetinde “Ey iman eden/güvenen kimseler! Hiçbir kavim belki onlardan daha hayırlı olurlar diye bir kavimle alay etmesin ve hiçbir kadın belki onlardan hayırlı olurlar diye bir kadınla alay etmesin. Ve siz kendiniz, kaş göz işareti yapmayın ve çirkin lakaplar takmayın! İmanın ardına yoldan çıkmanın ismi perişanlıktır. Oysaki kim henüz tövbe etmezse, artık işte onlar zulmedenlerdir.

Rabbimiz NİSA suresi 11 ve 12 ayetlerinde miras paylaşımından bahseder. Günümüzde ise mirasçılar arasında; sen benden fazla mal aldın, ben ise eksik aldım. Dolayısıyla sen benim hakkımı aldın bende mahşerde senin sevaplarını alacağım diye en çok münakaşa yapılan yaşanan bir olaydır. 

Fakat devamı ayetlere baktığımız zaman, ahirette bu tür sözlerin olmayacağını ve böyle bir olayın yaşanmayacağını ve senin bu konuda düşüncen nedir diye sorulmayacağını çok rahat anlarız. Çünkü Rabbimiz devamı ayetlerinde haksızlık yapan kişi için emrini hükmünü şimdiden bildirmiştir. NİSA suresi 13 ayetinde “İşte bunlar; Allah'ın hudutlarıdır ve kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, onları sürekli kalacakları altlarından ırmaklar akan, cennetlere sokarım” buyurur. NİSA suresi 14 ayetinde “Kim Allah'a ve resulüne isyan ederse ve onun hudutlarında haddini aşarsa; onları sürekli kalacakları ateşe sokarım” buyurur.

Annelerimiz bazı isteklerini yaptırmak için “Sütümü helal etmem” diyerek çocuğuna baskı kurar. Halbuki süt onun değildir. Sütü ona veren Âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Dolasıyla bu söylemi zaten doğru değildir. LOKMAN suresi 14 ve AHKAF suresi 15 ayetlerinde bir anne çocuğunu 21 ay veya 24 ay emzirmek zorundadır.

Rabbimiz LOKMAN suresi 15 ve ANKEBUT suresi 8 ayetinde “Anne babamız Allah’a şirk/ortak tutmamızı zorlarsa, sakın ikisine itaat etmeyin ve dünyada bilinenlerle arkadaşlık edin buyurur. 

Dolayısıyla bir evlat İSRA suresi 23-24 ayetlerinde anlatılanları annesine babasına uygularsa, zaten hak diye bir sıkıntı kalmaz. “Rabbimiz benden başkasına kulluk yapmayın ve ana babaya iyilik edin diye kararlaştırmış/hükmetmiş. Şayet biri veya her ikisi yanımızda ihtiyarlığa ulaşırsa, o ikisine öf bile söylemememizi ve o ikisini azarlamamamızı ve o ikisine değerli söz söylememizi ve o ikisine,  mütevazı olmamızı ve merhametimizden alçalmamızı “Rabbim küçükken beni geliştirdikleri gibi o ikisine merhamet et diye dua etmemizi” buyurur.

Rabbimizin insanlara birçok ayetlerinde, özellikle kadınlar, akrabalar, komşular, çocuklar, ana babalar, yetimler, yolcular, sakatlar ve umumiyetle haklarını korumaktan aciz olanların hakları üzerinde durmuştur. BAKARA 83-231-232 ve 241, NİSA 2-4-6-10-19-21 ve 24-25 ve 34-36, A’RAF 141, İSRA 23-27 ve 34, ABESE 1 ve 10, TEKVİR 8-9

HAKKINI HELAL ET veya HAKKIMI HARAM ETTİM DEMEK DOĞRU MUDUR?

Bu konuda ALİ İMRAN suresi 135 ayetini anlamamız gerekir. “Ve onlar ki, edepsizlik yaptıkları veya kendilerine ZULMETTİKLERİ zaman, Allah'ı hatırlayarak hemen onlar günahları için bağışlanma isterler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir! Ve onlar, bildiği halde yaptıkları şeyler üzerine ısrar etmezler.” 

Maalesef insanlar rivayetlerin etkisi altında kalarak yazdıklarından esinlenerek,  “Hakkını Hela Et” bu söz çok oturmuş. İnsanlar yaptığı haksızlığı söylemiyor ve karşı taraf ne olduğunu bilmiyor. Ağzıyla hakkını helal et dediği zaman yaptığı haksızlığın düştüğünü zannediyor. Dolasıyla eylem yapması gerekirken maalesef söylem olarak insanların beyinlerine oturmuş. Fakat böyle söylemek doğru bir söz ve davranış değildir. 

Kuranı kerime baktığımız zaman bir şeyin HELAL ve HARAM olmasını sadece Rabbimizin yaptığını görürüz. Dolasıyla Hakkımı Helal ettim veya Hakkımı Haram ettim sözümüzü değiştirmemiz gerekir.

Şu şekilde söylenmesi daha doğru olacağını düşünüyorum. Kişiye yaptığımız zulmü haksızlığı söyleyerek; “ÖZÜR DİLERİM” demek beni affet demek daha doğru olur.

Kuran ayetlerinden öğreniyoruz ki; Bir kişi kendinin zulüm yaptığını anladığı zaman, hemen Rabbimizin bu emirlerini hatırlayarak yaptığı zulmün günah olduğunu bilir ve kime zulüm yapmışsa eyleme geçerek, yaptığı zulmünü açıklayarak, özür dileyerek, o kişinin rızasını alır zulmünü düzeltir ve Rabbine bağışlanması için tövbe eder. “O halde kim, o zulmünün/haksızlığının ardından, tövbe ederse ve düzeltirse, bunun üzerine şüphesiz ki Allah, onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” MAİDE suresi 39

BİR İNSAN HAKSIZLIĞA UĞRADIĞI ZAMAN, HAKSIZLIK YAPAN KİŞİDEN AHİRETTE HAKKINI ALACAK MI?

Öncelikle şunu bilmemiz gerekir! İnsanların kul hakkı dediği, fakat kuranın zulüm olduğunu söylediği bu hesaplaşma insanların yaşarken yapması gereken bir durumdur. Ahirette ki hesaplaşma ise sadece Allah ile kul arasındadır. “Hesap günü nedir sen nereden bileceksin? Sonra hesap günü nedir sen nereden bileceksin? Bir nefis bir nefis için bir şeye sahip olmadığı gündür. O gün emir Allah’ındır. İNFİTAR suresi 17-18-19

İnsanlar; “Eğer ben hakkımı helal etmezsem sen cehennemliksin” diyorlar. Maalesef bu söz çok tehlikelidir ve doğru söz değildir. Rabbimiz mahşerde zulme uğrayan kimselere sen hakkını helal ediyor musun ya da etmiyor musun diye sormayacak. “Allah, hiç kimseyi kendi hükmünün içine şirk/ortak etmez.” KEHF suresi 26 ve Allah’tan başka kimsenin hükmü tam isabetli değildir. YUSUF suresi 40

İnsanların yaşarken yaptıkları iyi veya kötü her şey sağında ve solunda bulunan kiramen kâtibin melekleri tarafından yazılıyor. Dolasıyla yaşarken tövbe edip düzelttiklerimiz hariç, tövbe etmediğimiz düzeltmediğimiz her şey mahşerde karşımıza çıkacaktır ve Rabbimiz bunları değerlendirecek ve yaptıklarımızın karşılığı olarak, ya cennetine koyacak ya da cehennemine koyacak. 

İmanımızı, ahiret algımızı ve konuları ve kendimizi kuranı kerime göre düzeltelim.

SONUÇ OLARAK:

Rabbimiz TEGABUN suresi 14 ayetinde eşlerinizden ve evlatlarınızdan haksızlık yapanları AFFEDİN, HOŞ GÖRÜN, BAĞIŞLAYIN buyurur. Ve devamında ise Allah’ın çok bağışlayıcı çok merhametli olduğunu buyurur.

Bizler çocuğumuz hata yapınca nasıl bağışlarız;

AFV: Suçunu söyledikten ve azarladıktan sonra AFFEDERİZ.

Ya da SAFH: suçunu söyleriz kızmadan HOŞ GÖRÜRÜZ.

Ya da ĞAFR (mağfiret): hiçbir şey söylemeden BAĞIŞLARIZ.

Rabbimiz ALİ İMRAN suresi 134…136 ayetlerinde cennete girecekleri şöyle tarif eder. “Onlar ki, bollukta ve darlıkta infak edenler, ÖFKELERİNİ YUTANLAR ve İNSANLARDAN AFFEDENLER. Ve Allah güzel davrananları sever. Ve onlar ki, edepsizlik yaptıkları veya KENDİLERİNE ZULMETTİKLERİ ZAMAN, ALLAH'I HATIRLAYARAK HEMEN ONLAR GÜNAHLARI İÇİN BAĞIŞLANMA İSTEYENLER. Ve Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir! Ve ONLAR, BİLİYORLARKEN YAPTIKLARI ŞEYLER ÜZERİNE ISRAR ETMEYENLER. İşte şunlar, onların karşılığı Rablerinden bağışlanmadır ve onun içinde sürekli kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir.”

MAİDE suresi 8 ayetinde şöyle buyurur. “Ey iman eden/güvenen kimseler! Allah için şahitler, dengeyi sağlamlaştıranlar olun! Ve bir kavme olan kininiz kesinlikle sizi adaletsizlik üzerine sevk etmesin! Adaletli olmak, o muttaki/korunanlara daha yakındır ve Allah'a karşı sorumluluğunuzu bilin! Şüphesiz ki Allah, yaptığınız şeylere haberdardır.”

Bu ayette iki kez geçen Adalet; “adâletten sapmaya sevk etmesin!” Âdil olun, eşitliğin bozulmamasını hüküm verirken Kıst/denkliğin gözetilmesini emretmektedir. “Adil” olun emriyle de hak edenin hakkının verilmesinin sağlanması, leyh-aleyhte de yakınınız dahi olsa; doğru sözlü olunuz denmektedir. 

PEKİ ENBÜYÜK GÜNAH KUL HAKKIMI ASLA DEĞİL. EN BÜYÜK GÜNAHIN ALLAH ŞİRK OLDUĞUNU TEVBE EDİLMEZSE AFFEDİLMEYECEĞİNİ BUYURUR.